beyond (one) - Türkisch Englisch Wörterbuch

beyond (one)

Bedeutungen von dem Begriff "beyond (one)" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 3 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Colloquial
beyond (one) adj. (birini) aşan
They are tasks which are way beyond you if you are physically or mentally ill or disabled.
Bunlar, fiziksel ya da zihinsel olarak hasta ya da engelli iseniz sizi çok aşan görevlerdir.

More Sentences
beyond (one) adj. (birinin) anlayabileceğinin üstünde/ötesinde
beyond (one) adj. (birinin) anlayabilmesi zor

Bedeutungen, die der Begriff "beyond (one)" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 71 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
reasons beyond one's control n. elde olmayan nedenler
reason beyond one's control n. elde olmayan neden
be beyond one's ken v. birinin hiç bilmediği bir şey olmak
be beyond one's power v. elinde olmamak
go beyond one's purpose v. amacını aşmak
go beyond one's aim v. amacını aşmak
be beyond one's ken v. aklı ermemek
push oneself beyond one’s boundaries v. sınırlarını zorlamak
beyond one's depth adv. boynunu aşan
beyond one's depth adv. bilgi ve kabiliyeti dışında
beyond one's depth adv. boyunu aşan
beyond one's depth adv. bilgi ve yeteneği dışında
Phrases
due to reasons beyond one's control expr. mecburiyetten
Colloquial
live beyond one's limits v. kendi olanaklarının ötesinde yaşamak
be beyond (one) v. anlayamamak
be beyond (one) v. (birinin) aklı almamak
be beyond (one) v. (birini) aşmak
be beyond (one) v. (birinin) anlaması zor olmak
be beyond (one) v. nedenini bilmemek
be beyond (one) v. çözememek
Idioms
be beyond one's ken v. aklı ermemek
can't see beyond the end of one's nose v. göz gözü görmemek
beyond one's depth v. harcı olmamak
live beyond one's means v. kazandığından çok para harcamak
can't see beyond the end of one's nose v. işin sonunu düşünmemek
go above and beyond one's duty v. görev alanını aşmak
go above and beyond one's duty v. görev sınırını aşmak
can't see beyond the end of one's nose v. dar fikirli olmak
can't see beyond the end of one's nose v. dar düşünceli olmak
can't see beyond the end of one's nose v. ilerisini görememek
beyond one's depth v. boyunu geçmek/aşmak
can't see beyond the end of one's nose v. dar görüşlü olmak
go beyond one's brief v. haddini aşmak
be beyond (one's) ken v. (birini) aşmak
be beyond (one's) ken v. (birinin) anlayabileceğinin/kavrayabileceğinin ötesinde olmak
be beyond (one's) ken v. (birinin) anlayabileceğinin/kavrayabileceğinin üstünde olmak
be beyond (one's) ken v. (birinin) aklı almamak
can't see beyond the end of (one's) nose v. ileri görüşlü olmamak
can't see beyond the end of (one's) nose v. etrafında olup biteni görememek
can't see beyond the end of (one's) nose v. büyük resmi görememek
can't see beyond the end of (one's) nose v. ilerisini görememek
can't see beyond the end of (one's) nose v. etrafındakilerden bihaber olmak
can't see beyond the end of (one's) nose v. yaptıklarının varacağı yeri görememek/düşünememek
can't see beyond the end of (one's) nose v. işin sonunu düşünememek
beyond one’s ken expr. aklına sığmaz
beyond one’s ken expr. akılalmaz
beyond one's wildest dreams expr. aklına hayaline bile gelmeyecek bir şey
beyond one's wildest dreams expr. en gerçek dışı rüyaların bile ötesinde
beyond one's means expr. imkanlarının ötesinde
beyond one's knowledge expr. bilgisi dışında
beyond (one's) pay grade expr. yetkisi dahilinde olmama
beyond (one's) pay grade expr. bilgisi dahilinde olmama
beyond (one's) pay grade expr. yetenekleri dışında olma
beyond (one's) pay grade expr. … yapacak olmama
beyond (one's) pay grade expr. yetenekleri dışında olma
beyond (one's) pay grade expr. … ile uğraşamama
beyond (one's) pay grade expr. beni aşar
a bit beyond (one's) ken expr. (birinin) bilgisinin üstünde
a bit beyond (one's) ken expr. (birinin) aklının erdiği seviyeyi aşan
a bit beyond (one's) ken expr. (birini) aşan
a bit beyond (one's) ken expr. (birinin) anlayabileceğinin üstünde
a bit beyond (one's) ken expr. (birinin) bilgisini aşan
beyond (one's) ken expr. (birinin) bilgisinin/kabiliyetinin üstünde
beyond (one's) ken expr. (birini) aşan
beyond (one's) means expr. (birinin) maddi olanaklarının ötesinde/üstünde
beyond (one's) ken expr. (birinin) anlayabileceğinin üstünde/ötesinde
beyond (one's) means expr. (birinin) imkanlarını/gücünü aşan
beyond (one's) depth expr. ayağı yere basmayacak kadar derin yerde
beyond (one's) depth expr. boyunu aşan suda
beyond (one's) ken expr. (birinin) anlayabilmesi zor
Trade/Economic
beyond one's authority expr. yetkisi dışında